Dijital Ekosistem Oluşturmanın Önemi

2008 yılından itibaren faaliyette olan e ticaret devi Markafoni’ nin ve aynı gruba ait Bukoli’nin kapanmasının ardından akıllarda ekonomik kriz varsayımları canlanırken, aslında meselenin enine boyuna incelenmesi dijital alanda büyük bir gereksinim. Eticaret sektörü dünya üzerinde 1.6 trilyon dolarlık hacme sahipken, Türkiyede internet ekosistemini oluşturan 1.800 civarı startup olduğu tahmin ediliyor. Bu sayı global dünya ile kıyas kabul etmesede sonuç olarak dijitalde yeni yeni varolan ülkemiz için çok da kötü bir rakam değil. Bu rakam içerisinde her alanda olduğu gibi başarılı ve başarısız olanlar var. Başarının sebeplerini konuşmak yerine ülke olarak başarısızlık odaklı gündem oluşturduğumuz için akıllara ilk gelen soru ekonomik kriz mi var ? Hayır.

E-ticaret ve genel olarak dijital ekosistemin en büyük eksiği ve handikapı yatırım, süreklilik ve yenilik.

Toplum olarak birşey satın alırken yada ticaret yaparken esas dikkate aldığımız şey “güven”. Dijital ekosistem şuan için ülkemizde tamamen güven sağlamış durumda değil. Elle tutulup gözle görerek yatırım yaptığımız sektörlerde dijitalleşmek, dijitale yatırımcıyı ikna etmek oldukça zor. Bilinçli yatırımcıyı ayrı tutarsak geri kalan kısım için biraz daha vakite ihtiyacımız var gibi duruyor. Herşeyde olduğundan fazlasıyla dijitalde süreklilik ve yenilik çağın ve dijital hayatın elzemi haline gelmiş durumda. İrili ufaklı çok fazla dijital varlığın bulunduğu bir sistemde, rakibiniz eskiden olduğu gibi dükkan yada mağazanızın bulunduğu semtten ibaret değil artık. Dijitale adım attığınızda tün dünya üzerindeki büyük küçük işletmeler rakibiniz olmuş oluyor. Bu yeni dünyada varolmak ve tutunmak aslında çok da zor değil. Sürekli yenilenen ve gelişen sistemi okuyup, analiz ettikten sonra kendi işinize uyarlarsanız yolu yarılamış oluyorsunuz. Dilerim önümüzdeki günlerde ülkemiz adına güzel ve başarılı projeler artmaya başlar.

Kuvvetli Bir Pazarlama Aracı ”Linkedin”

  1. Profilinizi işinizi yansıtacak şekilde oluşturun

Profilinizi yalnızca bir özgeçmiş olarak görmeyin. Potansiyel alıcılar aslında işe alımı yapan insanlar kadar sosyal medya kullanıcılarıdır. Profiliniz şu anda sizin pazarlama aracınız, bu yüzden sizin uzmanlığınızın ve şirketinizin gerekçesini açıklamak için profilinizi kullanmalısınız. Profesyonel imajınız ve şirket logonuz olduğundan emin olun. Profilinizde sizin şirketinizle çalışmanın avantajlarını gösteren video veya durum çalışmalarını içeren herhangi bir multimedya olmalı. Profilinizde sizin profilinizi inceleyenlere kolaylıkla ne sunduğunuzu kavramalarını sağlayacak paket bilgilere yer verin. Her an araştırılabilir olduğunuzu hatırlayın, böylelikle sizinle iletişime geçecek herhangi birisi sizin profilinizi birinci ya da ikinci durak olarak görecektir.

  1. Doğru insanları bulun

Kendinizi muhtemel alıcıların yerine koyun. Günümüz gerçekliğinde ortalama olarak yediden fazla kişi şirketler arası satın almada yer alıyor. Onlar sadece basit bir şekilde satılmak istemezler, bilgilendirilmek ve yönlendirilmek isterler. Onlar karar verme sürecinde yer almadıklarında satış yapmak adına herhangi bir adım atma girişimi söz konusu olmaz. Soğuk temas yavaş yavaş solmaya başlıyor, bu yüzden küçük olan hedef listelerini seçmek daha etkili olabilir.

Sosyal satıcılıkta anahtar olan şey şirketin yönetim konularını anlamak adına bir harita çizer. Bu sağlandığında, her bir şirket ve birey için özel ihtiyaçları vurgulayan mantıklı yaklaşımlar ortaya çıkar. Yeni bağlantılar bulmak için kendi ağınızı geliştirmek size önemli özgeçmiş sunmanız için kapı açar. En iyi satış fırsatları yönlendirmeden dolayı ortaya çıkar. Bu bir şirketin nasıl yol aldığının basit bir şekilde gösterimidir.

 

  1. Önsezilerinizle iyi ilişkiler kurun

Sosyal satıcılığı öğrenme ve birinin elinden alma, paylaşma ve diğerlerine yorumlama olarak düşünün. Satış temsilcileri oldukça meşgullerdir, bu yüzden yazmak ve içerikleri online olarak yorumlamak için zaman bulmak onlar için zor olabilir. Sizin yaklaşımınız hafif olabilir. Karalamaktan başlamak yerine, fırsatlarınızı tetikleyecek bilgiler edinmeye çalışın; iş değiştirmek, promosyonlar, yeni söylemler, blog yazıları ve ortak bağlar gibi. Bunun yararlı ve uygun bilgilerle sizin yararsız ortamdan çok yararlı ortama girmeniz için fırsatlar yaratacağını bilin.

  1. Tedaviye odaklanın

Sizin şirketinizde takdire değer bir şekilde ortaya çıkan herhangi bir şeyi izleyin ve ardından dünyaya yayın. Satın alanların yüzde doksan beşi satış elemanlarından yeni ve farklı anlayışlar sunmalarını beklerler, en azından bazı boyutlarda. Bu tamamıyla bir tedavi meselesidir ve sizin networklerinizin ne okuduğuna ve ne paylaştığınıza bakmak günde yalnızca 5 ya da 10 dakikanızı alır. Sizin yapmanız gereken şeylerin tümü bilgisi olan şeylerde “beğen” ve “paylaş” tuşlarına basmak, bunu kendi ağınıza yaymak ve buna anında değer yüklemek. Bildiklerinizden fazlası sizi daha güvenilir yapacaktır.

  1. İlişkiler kurun ve insanlara güvenin

İkinci dereceden ilişkileri olan insan, birisiyle direk olarak ilişki kurmayı bilen kişi altın gibidir. Linkedin’in araştırmaları gösteriyor ki, satın alan insanlar kendi ağlarında birilerinin aracılığıyla tanıştıkları satış elemanlarıyla ilişki kurmaya beş katı daha meyillidirler ve onların tanıdıkları vasıtası le tanıştırıldıkları satıcılarla olan iletişimlerinde 22 kat daha fazla olumlu izlenimleri vardır. Sosyal medyanın yararı ise bunu daha etkili ölçekte yapabilmemize izin vermesidir. Ve bunu körü körüne yapmak zorunda değilsiniz. Sarf ettiğiniz eforun verimliliğini sizi akranlarınızla ve rakiplerinizle sosyal medya skoruyla karşılaştıran Linkedin sosyal medya satıcılığı indexi aracılığıyla görebilirsiniz.

 

Öğrendikleriniz amaçlarınızın yönünü kaybetmeden stratejinizi uygulamanıza yardımcı olur. Sonuç olarak, sosyal satıcılık yüksek skorla kotanızı tutturan sonuçlar doğurur.

 

Dijitalin Gücüne İnanın!

En son ne zaman gazete aldınız ? Ya da en son ne zaman ilan sayfalarına bir göz attınız ? Hala eski medyayı kullanmayı tercih edenler dışında çok oldu diyenleri duyar gibiyiz.
Teknolojinin gelişmesi ve değişim sürecinden geçerken çok da farketmiyoruz ancak hayatımız, çalışma şeklimiz, kısacası yaşam tarzımız bu değişimden etkileniyor.
Bu değişimden en çok etkilenen ise iş hayatımız ve çalışma yöntemlerimiz. Markanıza ait başlangıçtan bu güne reklam alanında kullandığınız yöntemleri düşünün. Birde rakiplerinizin kullandıklarını.. Eskiden olduğu gibi sadece reklam ajanslarının yaptığı klasik reklam kampanyaları ile gerçekten hedef kitlenize ulaşabiliyor musunuz ? Ya da yapılan kampanyayı tam manası ile ölçümleyebildiğinizi söyleyebilir misiniz ?
Dijital medya ve kanallarından sadece tv başındaki insanlara değil artık sokakta yürüyen, cafede oturan, yada seyahat edenlere ulaşmanız mümkün. Sektörünüz ile ilgilenmeyen kişilere değil sadece markanız ve ürünleriniz ile ilgilenen insanlara ulaşmaya ne dersiniz ?
Markanızı ileriye taşımak, dijital dünyada var olan yerinizi büyütmek yahut hala dijitalde değilseniz bu dünyada var olmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Müşteri Ajans Entegrasyonunun Önemi

Ajansların ve ajans müşterilerinin yaşadığı en büyük sorunlardan biri entegrasyon problemi. Kısaca ajansların ne demek istediğini veya vizyonunu anlamayan müşterilerden dolayı yaşanan sıkıntılar veya müşterinin ne demek istediğini anlamayan ve bu minvalde hareket eden ajanslar. Entegre olmayan ajans & müşteri birlikteliğinde ortaya çıkan fikir veya üründe kötü oluyor ve bu birliktelik genellikle kısa sürüyor. Ajansların müşteri seçerken entegre olamayan müşteri tipleriyle boşuna vakit kaybetmemeleri için sunum yapmak ve teklif vermek dışında kendilerine aşağıdaki soruları kendilerine sormaları ve çözüm üretmeleri gerekiyor. 1- Müşteri adayının bir ajans tecrübesi var mı? Ajans tecrübesi olmayan müşteri tipleri her nekadar heyecanlı ve iş yapmaya istekli görünsede ortak bir sistemde birleşmeleri genelde zor oluyor. Eğer ajans ile müşteri arasında en baştan ortak bir çalışma sistemine karar verilirse bu sorun aşılabiliyor yoksa anlık çıkan işler bütün planlarınızı bozabilir. 2- Ajans koordinasyonunu kim sağlıyor? Müşteri ajans ile olan iletişimi sağlamak amacıyla yapılacak olan işin uzmanı olmayan birini görevlendiriyorsa eğer bitmeyen mesailer ve anlaşılmayan mailler sizi bekliyor. Bu sorununda çözümü olarak müşteriden ilgili kişinin belirli aralıklarda sizinle mesai yapmasını isteyebilirsiniz. Sizin çalışma sisteminizi gören ilgili kişiyle ortak bir frekans yakalama ihtimaliniz biraz daha artıyor. 3- Müşterinin iletişim tonu nasıl? Parayı verdik yapacaklar tabi bir iletişim tonuna sahip bir müşteriyse eğer çabuk uzaklaşın oradan! 🙂 Müşteri tipi kaba ise ama o işi yapmayı çok istiyorsanız kaba iletişim tonunu en aza indirgeyecek girişimlerde bulunmanız gerekiyor. “Ajanslar fikir üreticileridir ve iyi fikir Allah vergisidir.” Yukarıda yer alan 3 maddeye göre herhangi bir sıkıntı yoksa çok şanslı bir ajanssınız demektir. Birbiriyle entegre olamamış ajans & müşter ikilisinde aşağıdaki sorunları çok rahat görebilirsiniz;

  • Fikir ya çok eksiktir yada çok fazladır.
  • Ardı arkası kesilmeyen mailler çözüm sağlamak yerine sadece sorunu büyütür.
  • Her iki tarafta mutsuzdur.
  • İş vaktinde tamamlanmaz veya brief vaktinde gelmez.

Kısaca entegre olamayan ajans ve müşterinin birlikteliği uzun sürmez. Bazen her ne kadar sorun olmasada frekanslar uymayabiliyor. Ajans ve müşteri birçok kişiden oluşan kurumlardır. Nasıl işinde iki iyi insan frekansları uymadığı için geçinemiyorsa ve ortak karar alamıyorsa bu durum ajans ve müşteriler içinde geçerli. Bu sebepten ötürü her iki tarafında vaktini boşa harcamak yerine yollarına yalnız devam etmesi daha mantıklıdır.